Türk Ordusu hakkındaki darbe savları öyle düzgün bir sıra ve düzgün bir kararlılık izliyor ki ve bu savlarda öylesine uçuk suçlamalar var ki Türk Ordusu ve Akp üzerinde hem Abd’nin hem İngiltere’nin bir oyun oynadığını anlamamak için çok uğraşmak gerekir. Ben uzman değil bir Türk bilgesiyim yani felsefe ile olaylara yaklaşırım özüm gereği. Ve bu öz, bana şu soruları düşündürtmeden edemiyor:
1- Bir darbenin bu denli ayrıntılı ama acemice düzenlenmesi, acaba dünyadaki hangi orduda olanaklıdır? Bombalanacak yerleri ve darbeden sonra kurulacak hükümette yer alacakları bile planlayan bu darbe acaba neden darbelerin de devrimlerin de şu temel aşamalarını içermemektedir: İletişim ağına el konulması ve banka işlemlerinin önlenmesi. İletişim ağına el konulması, herkesçe de düşünülebilecek bir şeydir ama darbelerin olmazsa olmazlarından olan, Trt’ye ya da hangi tv kanalına çıkılacağı, hangi sanatçının söylediği, hangi kahramanlık türküsünün çalınacağı, saptanmamış… 1848 Paris Komünü başarısızlığı göstermiştir ki bir devrimin başarıya ulaşması için zorunlu koşullardan biri, bankalara el konulmasıdır ki karşıt devrimciler para desteği almasın. Bu, darbelerin de koşullarındandır, dolayısıyla. Ama ilginç ki ya da benim gözümden kaçmış olabilir ki darbecilerin, darbe planlarında, bankalar ile bir madde yok. Yani onca ayrıntının saptanmış olmasına karşın bu iki çok önemli şeyden hiç söz edilmemiş olması, bana, varsa, bu darbe planlarının ya acemice ya da birilerini ya da bir çoklarını ‘’avlamak’’ için bir yem olduğunu düşündürtmekte. Sözü edilen darbe planlarında, herkesin düşünebileceği, en kolay her şey planlanmış ama bu iki şey planlanmamıştır. Bu da bana; varsa bu darbe planlarının acemilerce ya da göstermelik olarak hazırlandığını düşündürtmektedir.
2- Her şey öylesine düzgün, kolay, ardışık, yolunda gidiyor ki çok önceden beri planlanan şeylerin darbeler değil de darbe ile suçlananların tutuklanmasının planlandığını düşündürttürüyor. Sanki yer gök, darbe planları ve bunların kanıtlarıyla dolu.
3- Tutuklanan Erzincan başsavcısı, Hakimler ve savcılar Yüksek Kurulu’na daha önceden verdiği bir dilekçede, sürekli izlendiğinden ve bilgisayarlarına hem Abd’den hem de İngiltere’den gizlice girildiğinin saptandığını yazmış.
4- Geçen gün de bir Akp milletvekili, ‘’ Fişleme sırası şimdi bizde’’, dedi.
Cinayet kanıtlarının ortaya çıkması, böylesine yolunda, bolca ve uyumlu giderse, cinayet dedektifleri bile kuşkulanırlar. Bakıyorsunuz birden, Samanyolu Tv adlı bir tv kanalı, yıllar öncesinden birden ‘’Sırlı’’ dizilerine başlayıvermiş. Birden Fethullah Gülen, Amerika’ya kaçıvermiş, Abd uzun didişmeden sonra ona birden yurttaşlık hakkı verivermiş, birden Bop ortaya çıkıvermiş, birden Taraf adlı bir gazete kuruluvermiş, birden Tuncay adlı şişman bir gazeteci ortaya çıkıvermiş, birden ‘’ Demokratik açılım’’ denilen bir şey ortaya çıkıvermiş, birden darbe savları ortaya çıkıvermiş, birden yargıç ve savcılarla sorunlar başlamış, birden medya ile sorunlar başlamış. Yahu garibanlara gelince, kırk yılda anca bir uğrayan felek, bu süreçte hiç mi bir şaşmaz, ara vermez, sona gelmez? Bu durum, aynı kişiye her hafta lotodan en büyük ikramiyenin çıkıp durmasına benziyor bence.
Olaylardaki acemilikler, bana; bunların aynı odaklarca, hem ‘’darbeciler’’ hem de Akp için hazırlanan birer tuzak olduğunu söylüyor bu nedenlerle. Yani bir ya da iki dış odak; önce bazı askerlere gidip, onların yandaşı görünüp ‘’ Aman ülke elden gidecek, şeriat getirecekler bunlar, bir an önce buna karşı bir şeyler yapın, planlar hazırlayın’’ deyip onları kışkırtmış; aynı odak ya da odaklar sonra da Akp’ye gidip, Akp’nin yandaşı görünüp ‘’ Bakın, şu şu askerler, size karşı darbe yapacaklar’’, haberiniz olsun, demiş gibi geliyor bana.
Peki bundan amaç ne olabilir? Bir taş ile iki kuş vurmak, bence önce orduyu yıktıracaklar, sonra da Akp’yi çünkü bunca darbe savlarının boş çıkacağı ortaya çıkarsa, Akp’nin yok olacağı açık. Ama burada temel amaç, Akp’yi değil, Akp’yi mazeret göstererek İslamiyeti, Türkiye’de yıkmak, yok etmek… Yani günü gelince, bu kez de ‘’ Akp ülkeye şeriat getiriyor’’ deyip, ona saldırtacaklar birilerini. Belki Akp’ye karşı kullanacakları kesimleri ve sloganları şimdiden hazırlamışlardır….
Şimdi bu iki amacın bile kimlerin işine yarayacağını düşünebilirsek; gerçekte Türk Ordusu’nun da Akp’nin de birer av olarak, bu süreçte yer aldığı da düşünülebilir. Yani gerçekte av ne Türk Ordusu ne Akp; gerçek av, Türkiye ve İslamiyet. Yani bu ikisinin yok edilmesi. ‘’ Bu bir Haçlı seferidir’’, diyenleri unutmuş muyuzdur acaba, ve bunu diyenleri ‘’Yok, yok; onlar öyle demek istemedi’’, deyip koruyanları?
Bence varsa bu darbe planları, lise düzeyinde, çocukça planlardır. Ben Türk askerlerinin daha dahiyane planlar hazırlayacağına inanıyorum, eğer böyle bir şey yapmak isterse.
Cem Garipoğlu’na ne demişmiş birileri, ’’ Sen teslim ol, zaten yakında af çıkacak’’. Neden birileri de, bazı askerlere, ‘’ Siz ordu aleyhine belgeler toplayın, ordudan atılırsanız sorun yok, zaten biz yeni bir ordu kuracağız, sizi yeniden alırız’’ dememiş olsunlar? Medya; Fethullah’ın, yurt dışındaki, ünlü Türk Okulları’nı öven asker kişilerle de tanışmamış mıydı, yakın bir yılda?
Bana tüm bunlar, ‘’ Batan gemiyi önce fareler terk eder’’ sözünü anımsatıyor…
Bazı siyasetçiler ‘’ Türkiye, partiler mezarlığı’’, oldu diyor, parti kapatmalar konusunda ama demek ki fişleme mezarlığına dönmesinden ülkenin, kimsenin pek şikayeti yok…
Ben bu, lise düzeyindeki, çocukça, acemice darbe planlarını, dahi Türk Ordusu’na hakaret sayıyorum.
Varsa, bu darbe planlarını hazırlayanlar, ordudan hemen atılmalı. Ama darbe planlamaktan değil, Türk Ordusu'na yakışmayacak bir düşük zeka düzeyine sahip oldukları için.
Bu nedenle ben gerçekte, Akp karşıtı kesimin, Akp'yi darbe ile değil de darbesiz darbeyle yok etmeyi planladığını düşünüyorum. Yani gerçekte Akp, darbe savlarına sıkı sıkıya sarılarak , inanarak; karşıtlarının zokasını yutmuştur, dolduruşa gelmiştir ve darbesiz, yargı ile son bulacaktır. Ordu hakkındaki bunca saldırıdan ve bu saldırıların asılsız çıkmasından sonra, saldırılma sırası Akp'ye gelecektir. İşte ben buna mükemmel plan, mükemmel darbe derim. Yoksa söz konusu darbe planları gerçekten çocukça, büyük balığı yakalamak için acemice kurulmuş tuzaklar bence. Halk da yargı da orduya iftira atmış bir partiye destek vermez...
Sanırım, oyun içinde oyun, buna deniyor.
Ya da mükemmel plan.
Ya da mükemmel darbe.
Judo da böyle çalışır...
Necdet Gürçiftçi
(Bir Türk bilgesi)
2010-şubat
7 Kasım 2009 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)